Başlamadan önce sürç-ü lisan ettiysem şimdiden affola
Gönderen
Editör
Bu gün Dünya Çalışan Gazeteciler günü... Ve bir çalışan gazeteci olarak klavye tuşlarıyla tıkırdattığım bu kısa yazıya başlamadan önce sürç-ü lisan ettiysem şimdiden affola... ••• Bundan yaklaşık 2 ay öncesine gidelim... Kurban Bayramı, öncesi yapılan ufak sebze meyve zamlarında kimse uyanmamıştı... Hatta daha öncesinde Altın fiyatlarının yükselmesine de kimse şaşırmamıştı.
Kurban Bayram’ı sonrasında aniden yükselen et fiyatlarındaki ibre, Allah rızası için kesilen kurbanlardan elde edilen etlerin tadına tat katmış, süt ve süt ürünlerindeki ani yükselişte fırsatçıların beklediği ortamı sağlayarak kazançlarını arttırmalarına olanak sağlamıştı. ••• Elektrik; çağımızı çağ yapan, olmazsa dünyamızı karartan insani yaşamımızı sağlayan yeme ve içmeden sonra gelen, kışın soğuk ortamımızı ısıtan, sıcak yaz günlerinde de serinleten elektrik... Bu kadar olanak sağlayan elektriğe küçücük bir zam gelmişse, insan şaşırırmı...
Aslında şaşkınlık duyulması gereken o kadar çok şey vardı ki... ••• 15 yıla yakın bir zamandan beri vücudumuza dışarıdan eklenmiş bir organ gibi taşıdığımız cep telefonlarıyla yaptığımız görüşmelere ödenen vergi dünya rekoru da getirmişti. Ve bu rekorun arkasında yüzde 58 ‘lik bir vergi ve bu verginin 7 çeşidi bulunması düşündürücü bir olaydı.... ••• Akaryakıt fiyatları da bir ara 2,90’lara kadar hop aşağı çekilmiş, sonrasında da hep yukarı... hep yukarı adeta “yola devam” sloganıyla “zam’ma devam” haykırışlarıyla 3,70’ler olan bugünkü seviyelere gelmişti. Bugünkü seviye diyorum, çünkü yarının hatta şimdi bu yazıyı yazarken dahi zam gelebileceğini düşünerekten özellikle bilinçli olarak, sırtıma bir semer daha ekliyorum. ••• Bir çok yatırım aracı bulunmakta... Tabii en sağlamı olan altın, yatırımcısını daha doğrusu parası zulada olan alıcısını hep memnun etti. Bunun yanında ‘Gün’e giren, altın borcu olan, evliliğe hazırlık yapanları da perperişan etti. Sonuç olarak zenginin malı, züğürdümüzün çenesini yormaya devam etti. ••• Sağlık alanı veya kimilerine göre sağlık bankası da yatırımlarına hız kesmeden ‘yola devam’ sloganını aynen pekiştirerek müşterilerine (pardon hastalarıydı galiba) en iyi hizmeti vermeyi 7/24 ilkesiyle devam etmekte... Bu dustürla Sağlık Bankanlığı 2010’da adeta atak yaparak diğer rakiplerini %70 indirimle saf dışı bırakması, adeta özel’e yönelen müşterilerine ‘fark var’ ı hatırlatıyor.
Hatta bu %70 indirimin dışında, eczanelere de yeni bir çehre getirerek ve bu arada maliye’ye de çaktırmadan yedek şube kazandırarak muayene bedellerini (diğer bir adıyla hizmet bedellerini) buradan tahsil etmekte ve sessiz sedasız ileride yapacağı zamlar için kaynak oluşturmakta... Hatta Eczanelerin yükünü hafifletmek için ileride Amerikan modelini de baz alarak Marketlerden de ilaç alabileceğiz. Market’lerde ilaçların satılacağını duyduğumda Vizontele filmindeki Deli Emin’in lafı aklıma gelmişti... Ben de marketlerde ilaçların satılmasından yana olarak fikrimi açıkça belirtmek istiyorum. Kesinlikle çok doğru bir karar. Zamların sürekli tepeden inme olduğu için insanımızda baş ağrısı çok yatkınlaştı ve bu doğrultuda her defasında eczanelere akın edip küçük küçük kutularda aspirin - vermidon alacağıma marketlerden gramla veya kilo-kilo almak hatta kolisiyle alıp kâr’a geçmek çok daha mantıklı değil mi? ••• Yeni yıl veya eski yılın son akşamı mutluluk sevinç gibi insanda gülümseme hissinin arttığı son saatlerde, açıklanan ince zamlar ve bir bilete bağlanan umutların getirdiği güvence ile “istedikleri kadar zam yapsınlar sigaramı da içerim, arabama da binerim...” türündeki laflar, yeni yılın ilk gününde biletin üzerindeki güvercinin kanatlanıp uçup gitmesiyle, hatta bir amorti rakamını bile çok görmesiyle, ‘Artık Davos’a gelmem.” diyen Başbakan’ımıza ben de küçük bir seçmen yani milletin vekilini seçebilen bir oy sahibi olarak ; “Artık Sandığa Gelmem” demeyi bir görev sayıyorum... ••• Son olarak; Açıklanan Zam’mı Zamcık mı?
Başbakan Erdoğan’ın Emeklilerin zam oranlarını açıklamasını herkes gibi dinledim. Yıllardan beri emeklilerin zaten hakları olduğu bir kaç liralık zam oranını yaldızlı laflarla süsleyerek açıklamasına çok şaşırdım. Sanki yılın olayı bu zam... Maalesef Başbakan Erdoğan, azımzanmayacak bir seçmen oyuyla kahraman gibi koltuğuna oturmuş, bu halk’tan ve gerçeklerinden uzaklaştığını unutmuş gibi. Sırtını döndüğü halk’a bir an önce dönmeli... Herkes oy verecek bir lider bulur, ama Başbakan Erdoğan, kendini orada tutacak halkı bir daha bulamaz.