Bu ülkede üç şeyden para kazanılır: Havadan, sudan ve topraktan… Üç ana element her zaman para eder… İnsanı zengin eder...
Gönderen
Editör
HAVA, TOPRAK, SU VE SEÇİMLERİN ALINYAZISI…
Bu ülkede üç şeyden para kazanılır: Havadan, sudan ve topraktan… Üç ana element her zaman para eder… İnsanı zengin eder... Bu ülkede, siyaset ile uğraşmanın nedeni de budur… Havadan para kazanma genelde, bulunduğunuz konumdan, tanıdığınız yüksek kademelerdeki insanların konumundan istifade ederek kazanma şeklinde gerçekleşir. Yani, siyaseten güçlü konuma gelerek hem zenginleşir hem de zenginleştirirsiniz. Bizdeki siyasi tarihe bir bakın, her siyasi oluşumun, her iktidarın kendi zenginini yarattığını göreceksiniz. Burada mesele, ileriyi görüp, hangi oluşum içinde yer alacağınızı tayin etmenizdir. Siyasi iktidarın içinde ya da yakınında olmanız zengin olmanız için yeterlidir. Bu şekilde konumdan yararlanarak zengin olmanız işten bile değildir. Yapılacak seçimler zaten, gelirin nasıl ve kime dağıtılacağını tayin etmek için yapılır. Kısaca, ortada bir “ihaleler demokrasisi” vardır. İhale, küreselleşen dünyanın, sömürü düzenini iyice pekiştirmek için kullandığı aletin genel adıdır. İhale yapılmak suretiyle gelir dağıtılmaktadır. Yapacağınız tek şey, zamanı ve mekânı kollamak ve ileriyi görmektir. Siyasi olarak veya siyasi yakını olarak, dağıtılan bu gelirden aslan payını almak bu öngörünüze bağlıdır. Yeter ki içinizdeki vicdanı atın.. İkinci olarak, sudan para kazanmanız mümkündür. Su, küreselleşen dünyanın metalaştırdığı ve ticaret konusu haline getirdiği bir sorundur. Sorun diyorum, çünkü, gelecekte savaşlar bu su meselesi yüzünden çıkacaktır. Üretimin, üretim tekniklerinin artması ve artan talep ile tüketim oranının aynı oranda artması, hem çevre kirliliğini hem de küresel ısınma sorununu ve buna bağlı olarak su sıkıntısını, kuraklığı gündeme getirmektedir. Hem günümüzde hem de ileriki yıllarda su hem kavganın hem de paranın kaynağı olacaktır. Neoliberalizm ve küreselleşme, su havzalarının, özellikle sınır aşan suların yönetiminin uluslararası bir kuruluşa bırakılmasını dayatmaktadır. Özellikle, AB, bu hususu ilerleme raporlarında dayatmaktadır. Günün birinde, Fırat ve Dicle'nin sularının özelleştirildiğini ya da bir üst uluslararası bir kuruluşa bırakıldığını duyarsanız, böyle bir olayla karışlaşırsanız şaşırmayın. Yeryüzünde, uluslar arası kuruluşlar güçlüden yana tavır alırlar. Biz ne zamandır, uluslararası hukukun öldüğüne şahitlik etmekteyiz. Kısaca, su hem günümüzde hem de ileriki yıllarda büyük kazançların, servetlerin kapısı olacaktır. Dünyada ve uzayda, para kazandıran bir diğer konuda topraktır. Toprak, siyasi oluşuma, iktidara göre renk değiştirir. İmar durumları siyasi iktidarın tavrına göre değişebilir. Bunun anlamı, arsanızın, tarlanızın hukuksal durumu siyasi duruşunuza göre belirlenmesidir. Toprak her zaman para eder. Hele iktidarda iseniz… Servet sahibi oldunuz demektir. Aslında kazandığınız hiçbir şey yok. Kaybettiğiniz ise, umudunuzdur, geleceğinizdir, haysiyetinizdir. Bu manada seçimlere hala umutla bakılması da bu yüreği yurt sevgisiyle dolu gariban halkın öngörüsüzlüğüdür. Hala “seçimler neden yapılır” dediğinizi duyuyorum. Bu coğrafyada seçimler, hem ihaleleri hem de imar durumlarını belirlemek içindir… Biz zaten seçimi neden yapıyoruz ki!...